0%

KÜLTÜR EVLERİ

MİNYATÜR KURSU

MİNYATÜR KURSU

Minyatür


Minyatür sözcüğü, Latince kırmızıya boyama anlamına gelen miniare’den kaynaklanan, İtalyanca miniatura’dan Fransızca’ya, oradan da Türkçe’ye girmiştir. Osmanlıca’da minyatüre ‘’nakış’’ ustasına da ‘’nakkaş’’ denir. Minyatür geniş anlamıyla el yazmalarına metni aydınlatmak amacıyla yerleştirilen açıklayıcı resimlerdir. Batıda kökeni Antik Çağa, Doğudaysa İslam öncesi dönemlere kadar inen el yazması ressamlığı, Orta Çağ boyunca yaygın bir sanat dalı olmuştur. İslam dünyasında hat sanatıyla birlikte gelişen bu sanat, XIII.yüzyıldan XIX.yüzyıla kadar egemen resim türü haline gelmiştir. Batıdaysa kitap bezeme sanatında, baş harfleri vurgulamak için kullanılan minium denilen kırmızı boyadan dolayı el yazması resimlerine bu ad verilmiştir. Ancak terim, etimolojik açıdan yanlış olarak latince minus yani küçük sözcüğüne temellendirilip, özellikle XVI. ve XIX.yüzyılda küçük boyutlu portreler, manzaralar ve figürlü sahneler için de kullanılmıştır (Renda, 1997, 1262).Kur’an’da resmi yasaklayıcı herhangi bir buyruk olmamasına rağmen, İslam düşüncesinden kaynaklanan bir hassasiyetle duvar resmi yapılmamıştır. İlk zamanlar kimi dini yapılarda ve saraylarda duvar resimlerine ya da figürlü mozaiklere rastlansa da daha sonra İslam sanatı ruhunu bulmuştur. Resim sanatı minyatür olarak gelişmiş ve XIX.yüzyıla kadar hakim resim türü olmuştur.


Minyatür sanatını anlamak ve uygulama çalışmaları yapabilmek için minyatür sanatının özelliklerini ve tekniklerini bilmemiz gerekmektedir. İslam öğretisinin soyut dünya görüşüne sahip sanatçıları tarafından şekillendirilen minyatürün kendine özgü kuralları vardır. Batı resim sanatının kurallarından çok farklı özellikler gösterir.


İslam minyatürleri batı minyatürlerinden konu, teknik ve estetik açıdan farklıdır. Batı’da sadece dini konulardan ilham alan minyatürün İslam ülkelerinde ilham kaynağı tarih, şiir ve hikaye gibi edebi konulardır. Duvarları çinilerle süslü, sedefkari kapılı güzel köşklerin pencerelerinde fıskiyeli mermer havuzların etrafında saz çalanlar, av sahneleri, spor yarışları, savaşlar tasvir edilen başlıca konulardır. Resimler daha ziyade bir olayı hikaye eder ve metni ayrıntısıyla tasvir eder.


Minyatürün özelliklerinden biri perspektifin olmamasıdır.Müslüman sanatçılar perspektif bilgisine sahip olmalarına rağmen uygulamamayı tercih etmişlerdir. Bunun nedeni, perspektifi minyatürün estetik yapısına uygun bulmamalarının dışında, ancak uzaktan bakılınca derinlik etkisi veren perspektifi yakından okunan kitap için gereksiz bulunmasıdır. Bu durum anlatım olanaklarını sınırlayabilmektedir.Perspektifi kullanmayan minyatürün kendine has bakış açısı, sefere çıkan ordunun çok uzaktan geldiğini ya da padişah ve vezirleri durumu konuşurken uzaktaki ordunun neler yaptığını aynı sayfada anlatma imkanını böylece nakkaşa vermiş olur. Nakkaşın görevi, hazırlanan yazma hangi konuda olursa olsun anlatılan konuya sadık kalmak ve tüm ayrıntıları göstermektir.Yani bir ağacın yapraklarına, ne kadar uzakta olursa olsun bir insanın kirpiklerine, giydiği elbisenin desenine, düğmelerine kadar belirtmelidir. Her konuda bu denli ayrıntılı yapılmış minyatürler, yapıldıkları dönemin gelenek, göreneklerini, kültürünü, tarihini ve ekonomisini yansıtması nedeniyle de belgesel nitelik taşırlar.


Kompozisyonlar da ayrı bir özellik gösterir. Kompozisyonlar konunun içeriğine göre önemli kişi veya objenin merkezi oluşturması ve diğer elemanlarında hiyerarşik bir düzenle yerleştirilmesiyle oluşturulur. Kompozisyonlarda uzaklık kavramı olmadığından figürler aynı boyutta, birbirlerini kapatmayacak şekilde ve doğada görüldüğü gibi değil, düşünüldüğü gibi çizilir. Ön ve arka planlar aşağıdan yukarıya doğru gösterilir. Öndekiler aşağıda olmak üzere arkadakiler derece derece yukarı kısma yapılır ve uzaklıkları hesaba katılmayarak hep aynı boyda resmedilir. Bu şekilde resme hem karşıdan hem yukarıdan bakıyormuş gibi boyutlu bir etki verilmiş olur. Nakkaş mekana ve kişilere aynı sayfa düzeni içinde farklı açılardan bakabilir. Padişah diğer figürlerden daha büyük çizilerek onun önemi ve büyüklüğü verilmeye çalışılır. Minyatürdeki tek sembolizm bu değildir. Yerleşim merkezini göstermek için bir ev, ormanı göstermek için bir ağaç yetebilmektedir. Önemli olan minyatürün nakkaşın kurgusuna hizmet etmesidir. Yardımcı motiflerle (ağaç, çiçek, dağ, yer bitkisi gibi) minyatür zenginleştirilir.


Nakkaşlar perspektifte olduğu gibi ışık gölgeyi de kullanmamışlardır. Işık, gölge, eşyayı ve figürleri cisimleştirdiğinden İslam duyuş ve düşüncesine uygun değildir. Nakkaş çizgiye bütün saflığını, renge bütün parlaklığını kazandırmak için gölgeyi isteyerek minyatürden atmıştır.


Kendisine mahsus bir dünyası olan minyatürün en büyük özelliği renklerdeki parlaklık ve tazeliktir. Çoğu minyatürler gözü sarhoş edecek denli parlak renklere, ince tonlardan derlenmiş düzenlemelere sahiptirler. Mercan kırmızısı, şeftali pembesi, badem yeşili, menekşe moru renkler masalsı bir alemi çağrıştırır. Bütün bu renkler hiç bir realizm kaygısı olmadan, doğadaki gerçek renkleri önemsenmeden sırf tezyini değerleri için kitabın sayfalarını süslemişlerdir. Minyatürlerde atların açık maviye, pembeye ve turuncuya boyandığı; dağların da yeşim rengine ya da mercan kırmızısına büründüğü görünmektedir (Bayram, 2005, 6).


Doğu minyatürleri nesneleri, canlıları doğadan soyutlamış, onları gerçek görünümlerinden çok farklı birer dekoratif motife dönüştürmüştür. Yapılar, ağaçlar yan yatar, atlar maviye, tepeler eflatuna, gökyüzü altınyaldıza boyanabilir; gölge oyunundaki gibi iki boyutlu bir kalıba dönüşen insan figürü, çevresindeki nesnelerle hiç de orantılı olmayabilir. Dolayısıyla doğadan köklenmiş öğeleri birer soyut nakış motifi gibi işleyen minyatür ustaları yüzyıllar boyunca doğayı en gerçek görünümüyle verebilme çabasında olan Batılı ustaların tersine, doğadan bağımsız bir gerçeği aramışlar, düşündüklerini, tasarladıklarını resmetmişlerdir (Renda, 1997, 1262).


Nakkaşın ayrıca minyatür yapabilmesi için tezhip sanatını iyi bilmesi, tezhip tasarımı da yapabilmesi gerekir. Osmanlı minyatürlerinin en güzel örnekleri minyatürde kullanılan elbiselerin, çadırların, halıların, duvarların tezhip gibi boyanmasıyla oluşturulmuştur. Çarpıcı renkler ve helozonik çizgiler minyatüre canlılık verir ve güzelleştirir. Minyatürle tezhip bu noktada birleşir. Bir kitap sanatı olan minyatür, diğer kitap sanatları hat, cilt ve tezhipten ayrı düşünülemez. Her ne kadar farklı teknik ve ustalıklar gerektirseler de birbirlerini tamamlayan sanatlardır.


Genellikle etrafları tezhiplerle süslü olan minyatürler kitapların resimlenmek üzere boş bırakılan sayfalarına yapıştırılır. Minyatürün yapılacağı kağıt özel bir işleme tabi tutularak aharlanır, böylece kağıdın boyayı çekmesi engellenmiş olur. Minyatürde kullanılan malzemeler; toprak boyalar, kedi kılı fırça, altın, gümüş ve aharlanmış kağıttır. Her nakkaşın kendine özgü bir tekniği vardır.


Çizgiler kedi kılından yapılmış gayet ince bir fırçayla çizilir. Bu fırçalar üç aylık bir kedinin ense tüylerinden ucu sivri ve sağlam birkaç kılın ipekle bir kuş kanadı kamışına bağlanmasıyla yapılır.Sonra bu kamış tahta sapa geçirilir. Resim yapılacak kağıda arap zamkıyla karıştırılmış ince bir üstübeç tabakası sürülür ve kuruduktan sonra tüy kalemle çizgiler çizilir. Oluşan şekilllerin içleri renklerle doldurulur. Bazen bu astar üstüne önce bir altın tabaka geçirilir ve böylece altın tabaka üzerine konan renkler daha şeffaf görünmüş olur.


HAFTA İÇİ HERGÜN

Saat: 09.45 - 15.30 saatleri arası Minyatür kursumuz açıktır.

  • Öğretici Bilgileri

    Nilgün SAYAR
    USTA ÖĞRETİCİ

KÜLTÜR MERKEZİ

  • Adres: 55 EVLER MAH. MEHMET VARİNLİ CAD. NO:95/101
  • Telefon: 0(358) 218 01 28
  • Faks:
  • E-Posta: kulturevleri@amasya.bel.tr

Amasya Belediyesi Kültür ve Sosyal işler Müdürlüğü
55 Evler Mahallesi Mehmet Varinli Caddesi No: 95/101 AMASYA
Telefon : 0358 212 01 27
Faks : 0358 212 01 26
E-Posta : amasya@amasya.bel.tr