0%

KÜLTÜR EVLERİ

ŞİŞ ÖRÜCÜLÜĞÜ KURSU

ŞİŞ ÖRÜCÜLÜĞÜ KURSU

ÖRGÜNÜN TARİHÇESİ NEDİR?

Örmenin çok eski çağlara uzanan bir tarihi var. Koyunyünü, Örgü için çok uygun olduğundan, insanlar koyun yetiştirmeye başladığından beri örgü giysi yapmışlardır. MÖ 1000 yıllarında Arabistan Yarımadası’nda yaşayan göçebelerin bu işi başlattığı, daha sonra el örgüsünün Mısır’a geçtiği düşünülmektedir. MÖ IV. Yüzyıldan kalma Mısır mezarlarında örgü çorap bulunmuştur.

Mısır’dan İspanya’ya, oradan İtalya ve Fransa’ya yayılan örgü sanatı, Ortaçağ’da tüm Avrupa ülkeleri tarafından bilinmekteydi. İsa’dan önce V.-VI. Yüzyıllarda insanlar şişle yün örmeyi biliyorlardı. Sadece parmakların kullanılmasıyla oluşturulmuş örülmüş örnekler MÖ 1000 yıllarından eskiye dayanmaktaydır. Örgü ile ilgili ilk tarihi belgeler Orta Asya’da yapılan arkeolojik kazılarda bulundu. Örgüde ilmeklerin tuzak düğümlerine bezeyişi ve kullanılan gereçlerin basitliği de örgünün avcı göçebe toplumlarda doğduğu tezini güçlendirir. Göçebeler hammadde olarak sürülerinden elde ettikleri yapağıyı kullanıyorlardı. Örülen kumaşın, örtücülüğünü arttırmak için keçeleştiriyorlardı.

Atlı ve Göçebe uygarlıklarda gelişen örgünün, kervanlarla ve Ege Denizindeki ticaret gemileriyle doğuda Tibet’e; batıda ispanya’ya kadar yayıldığı düşünülmektedir. İspanya’dan da İngiltere ve İskoçya’ya geçtiği bilinen örğünün Avrupa’da yayılma sürecinin bin yılda gerçekleştiği tahmin edilmektedir. Orta Asya buluntularından sonra en eski örgü örneklerine eski mısır mezarlarında rastlanmıştır. Başparmağı ayrık kırmızı yün örme çoraplar bugün Londra’da Vivtoria Albert Müzesi’nde sergilenmektedir. İlk 2 renk desenli örgüler MS 1850 civarında İngiltere’nin kuzeyinde kullanılan bir teknik olarak karşımıza çıkıyor. Bu teknik zamanla çok popüler olmuş ve 1920’li yıllarda süveter olarak örülüp çok popüler olmuştur. Örgü teknikleri bu şekilde oluşmaya başlamıştır.

Fransa’da ise 1429 yılında moda öğeleri olarak oluşturulmuştur. Kullandığımız pek çok popüler dantel modelinin bugün hala Fransızca isimleri vardır. Almanya’da örgünün uzun bir geçmişi var. Birçok örgü türü adını Almanca’dan almış ve değişik şekiller oluşturularak çok popüler olmuştur. 1400 yılları civarında ilk iplikler boyanmış ve örme resim belgelenmiştir.

XIII. YY’dan kalma İspanyol mezarlarında birçok örme giyim parçalarına rastlanmıştır. Bu parçaların üzerinde görülen aile armalarının yanı sıra, Müslümanların kullandığı kufi yazı stili ile işlenmiş dilek yazıları sayesinde, Avrupa’da bulunan ilk örülmüş örneklerin İspanya asillerinin çalıştırdığı Müslüman örgücüler tarafından yapıldığı anlaşılmıştır.

O dönemlerde kullanılan gereçler bugün kullanılanlardan farklıydı. Araplar tığı’yı andıran gagalı şişlerle, ipliği sol ellerinin işaret parmaklarıyla yürüterek örerlerdi. 16. YY da ipeğin batıya ulaşmasıyla din büyükleri, saray mensupları ve asillerin giysilerine ipekten örülmüş atkılar, pelerinler ve başlıklar eklenmişti. Pamuğun avrupa’ya gelişiyle beyaz örgü adı verilen ve ince çelik tığlarla örülen dantel perdeler, yatak örtüleri ortaya çıkmıştı. 14.YY da Avrupa’da yayılan ‘Örgü Ören Meryem’ (Maitre Bertham 1345-1415) Örgü ören Leydi (Tomasso da Modena 1325-1375) gibi sanat eserlerinde konu olarak örmeye yer verilmişti.

İngiltere ve İrlanda’da örgü başlangıçta erkek işi olarak kabul ediliyordu. Kadınların örgüyle ilgilenmeleri bile yakışıksız sayılıyordu. Kadın yün eğiriyordu, ancak bu yünü örme ayrıcalığı erkeğe aitti. Örücülerin meslek loncaları vardı ve bu loncalara girmek isteyen gençler, bir örgü ustasının yanında en az üç ay çıraklık eğitimi almak, sonra değişik teknikler ve örgü yöntemleri öğrenmek için gezilere çıkmak zorundaydılar. Geziden döndüklerinde, belli sayıda orijinal motifi en kısa sürede ve kusursuz bir teknikle örebildiklerini ispatlayacak bir sınavdan geçmeleri gerekirdi. Kuzey Avrupa’nın bazı kesimlerinde, Britanya ve İrlanda adalarında bugün bile, halat ve ağ yapmakta ustalaşan bazı denizciler kendi kazaklarını kendileri örmektedir.

Örme, tarihi boyunca insanların örtünme ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra, renk ve desenlerle estetik ihtiyaçlarına da cevap vermiş, kültürlerinin bir parçasını oluşturmuştur. Örüldükten sonra farklı bir işleme gerek kalmadan, hemen giyilebilen bir ürün olduğu için, dokumaya göre daha kişisel bir yanı vardır. Desenlendirilmesi kolaydır. Her kültürde farklı isimler alan değişik motifler kullanılmıştır. Anadolu kültüründe farklı anlamları olan motifler, kadınların dileklerini, durumlarını paylaştıkları iletişim yöntemlerinden biri olmuştur. Birçok yörede anlam içeren modaya bağlı olarak değişim göstermiş olsa da, örme el sanatında aynı basit aletler kullanılmaktadır.

İlk basit örgü makinesi, bir İngiliz din adamı olan William Lee tarafından 1589’da bulundu. William Lee, Kraliçe I.Elizabeth’e bu makinede örülmüş bir çift çorap hediye etmiş. Kraliçe, elle örgü örenleri işsiz bırakmamak için bu makineye patent vermemiş. Bunun üzerine William Lee buluşunu Fransa Kralı 4. Henry’e gösterdi. Bu makinenin ortaya çıkışı el örgüsünü bir süre geriletti.

Dikiş gerektirmeden, silindir biçiminde ören ilk makinenin Fransa’da 1789’da geliştirildiği sanılmaktadır. Parçaya biçim vermek için iğneler eklenip çıkarılabilir. İlk kez 1775’te kullanılan başka çeşit bir örgü makinesinde ise her iğne için ayrı bir iplik kullanılır. Çözgü adı verilen bu çeşit örgüde iplikler örgü boyunca çaprazlama ilmeklenir. Aslında tığ işine benzeyen bu örgüyle örülen parçalara makinede örerken biçim verilemez. Bu örgüde ilmekler kaçmazsa da, el örgüsü kadar esnek değildir. Çözgü örgüsünde ipek, naylon ve başka yapay iplikler kullanılabilir. Giysi, iç çamaşırı ve eldivenlerde kullanılan bu örgüyle dantel gibi örnekler yapılabilir. Evlerde kullanılabilen örgü makineleri de vardır. Böylece giyim eşyaları elle örüldüğünden çok daha çabuk üretilebilir. Ne var ki el örgüsü hâlâ zevkli bir uğraş olarak değerini ve yaygınlığını korumaktadır. El örgüsünde makinelerde kullanıldığından daha çeşitli iplikler kullanılabilir ve daha karmaşık örnekler çıkarılabilir.

ÖRGÜ ÇEŞİTLERİ NELERDİR?

Örgü, insanların en temel ihtiyaçlarından olan giyinme ihtiyacını karşılamak amacıyla başlamış daha gelişen teknoloji ile dekoratif, hobi ve sosyal faaliyetlerde kullanılan bir el becerisi uğraşıdır. Özellikle günümüzde ev hanımlarının vazgeçilmez hobisi haline gelmiştir. Günümüzde çok kaliteli iplik firmalarının da akıllı ip gibi çeşitli ürün sunmalarıyla örgü işi daha da güzel ve renkli hale gelmiştir.

Örgüler, geleneksel sanatlar içerisinde önemli bir yer tutmakta, Hâlâ devam etmektedir. Türk el sanatları, iğne, tığ, firkete, mekik vb. aracılığıyla ipek, pamuk ipliklerle ince örgüler, tığ, şiş, yün iplikle yapılan kalın örgülerden oluşan zengin bir birikime sahiptir. İnce örgülere, tentene, oya, bağ/düğüm işi (Kastamonu Düğümü), keseler, oyalar (İğne, boncuk vb.); kalın örgüler elde veya makinede (trikotaj) olarak iki türlü bulunmaktadır. Örgü, elde kullanılan yalın araçlarla tek ipliğin kendi üzerine bükülüp kıvrılarak çeşitli ilmeklerle tutturulması veya düğümlenmesi ile yapılmaktadır. Kalın örgüler, çorap, eldiven, diz bağları, çedikler vb. doğal yün veya tabii boyalarla boyanmış yün iplerle yapılan bu örgüler arasında pamuk ipliği ile yapılanlara rastlanmaktadır.


HAFTA İÇİ HERGÜN

Saat: 09.45 - 15.30 saatleri arası Şiş Örücülüğü kursumuz açıktır.

 

  • Öğretici Bilgileri

    Hakime SAĞLAM
    Usta Öğretici

KÜLTÜR EVİ 3

  • Adres: GÖKMEDRESE MAH. ŞİRİN SOK. NO:110
  • Telefon:
  • Faks:
  • E-Posta: kulturevleri@amasya.bel.tr

Kurs Görselleri


Amasya Belediyesi Kültür ve Sosyal işler Müdürlüğü
55 Evler Mahallesi Mehmet Varinli Caddesi No: 95/101 AMASYA
Telefon : 0358 212 01 27
Faks : 0358 212 01 26
E-Posta : amasya@amasya.bel.tr